İLETİŞİM: 0507 1467541

Sayfanın en üstündeki ayetler Kuran'ın KOLAYLIK ve BARIŞ mesajları içerdiğini kanıtlamaktadır.  "İnananlar ve yararlı işler yapanlar cennetliktirler..."(Bakara 82.ayet) "Sizin dininiz size, benim dinim banadır."(Kafirun 6.ayet)

Dr.Ömer Çelakıl artık TV programlarına katılmamaktadır. Görüşlerinizi iletişim hattımıza SMS olarak gönderebilirsiniz 0 507 146 7 541 Ayrıca kuranca@yahoo.com adresimize de mesaj yazabilirsiniz.


DR.ÖMER ÇELAKIL'ın çalışmalarına  ek olarak geçmiş dönemlerde farklı uzmanlarca tespit edilen diğer Kuran mucizeleri de sitede bulunmaktadır. Hesaplamalar sadece yoruma dayalı tespitlerdir. Sitemizdeki bilgileri dilediğiniz yerde dilediğiniz şekilde ücret ödemeden paylaşıp yayınlayabilirsiniz serbesttir

YENİ KİTABIMIZ: İDDİALARA CEVAPLAR

Hazırlamaya başladığımız yeni kitap Kuran ve İslam karşıtı iddialara cevap niteliğinde olacak. Kuran'da yanlışlıklar ve bilimsel hatalar olduğunu iddia edenlere cevap verdiğimiz bu kitap tamamen ücretsiz olacak. Bazı internet sitelerinde yer alan bu iddialardan birisi de Kuran'ın Tevrat'taki peygamberlerin hayatını yanlış aktardığı iddiasıdır. İsrailoğulları'nın atası olan Hz.İbrahim, Hz.İshak, Hz.Yusuf gibi peygamberlerin hayatını yahudilerin daha iyi bildiğini dolayısıyla Tevrat'taki bilgilerin daha doğru olduğunu iddia etmektedirler. Bu tür iddialara cevap verdiğimiz kitaptan bazı başlıklar:
 

1- "Tevrat'ta Hz.İbrahim'in Kurban edeceği kişi olarak oğlu Hz.İshak geçiyor fakat Kuran'da Hz.İsmail'e işaret ediliyor. Milyonlarca Yahudi, isimleri karıştırmış olamaz" İddiasına Cevap...
2- "Hz.Muhammed'in yemeğine katılan zehirin zamanla sağlığını bozduğu ve 3 yıl sonra başka bir hastalıktan şehid olduğu hadislerde ve dini kitaplarda yazıyor. Hz.Muhammed yemekteki zehiri önceden farketmedi mi?" İddiasına Cevap...
3- "Kuran'da miras paylaşımı ayetinde matematik hatası" İddiasına Cevap...
4-"Kuran'da meninin bel ile kaburga arasından çıktığı yazıyor halbuki meni testislerde üretilir" İddiasına Cevap...
5- "Kuran'da kar, dolu, orman, portakal, karpuz, ceviz, kanguru, penguen...v.s yazmıyor çünkü Arabistan'da bilinmiyordu" İddiasına Cevap...
6-"Hz.Muhammed Ay'ı parmaklarıyla mucize olarak gerçekten bölseydi Ay'da büyük bir iz kalırdı ve Dünya yok olurdu" İddiasına Cevap...
7-"Hz.Muhammed sadece geleceği gören birisiydi, geleceği haber veren mucizeleri de bu yöntemle keşfetti" İddiasına Cevap...
8-"Peygamberler bile 1 ay sürekli oruç tutmamışlar bazı ibadetler çok zor" İddiasına Cevap...
9-"Bakara 47.ayette İsrailoğulları bir zamanlar üstün kılındı yazıyor, başka milletler aşağı seviyede mi"  İddiasına Cevap...
10-"İslam en doğru yol ise müslümanlar neden bu haldeler ve neden bugün savaşın ortasında kaldılar" İddiasına Cevap...
11-"İbadetleri ve farzları Allah belirlemiyor mu? Hadislerde "Hac her sene mi olacak?" diye soran bir kişiye Hz.Muhammed "Evet deseydim hepinize zorunlu (farz) olurdu" demedi mi?"  İddiasına Cevap...
12-"Hz.Meryem'in babasının ismi Joachim fakat Kuran'da İmran yazıyor" İddiasına Cevap...
13-"Kıble neden değiştirildi önce Kudüs iken sonra Kabe oldu"  İddiasına Cevap...
14-"Ayette neden Ebu Leheb isimli kişi için kötü sözler söyleniyor (Elleri kurusun) yazıyor" İddiasına Cevap...
15- "Kehf suresinde bir çocuğun ölümü anlatılırken ayet bunu normal mi karşılıyor"  İddiasına Cevap...
16-"Hz.Muhammed'in evlatlığının eşiyle evlenmesi" İddiasına Cevap...
17-"Nuh tufanı Tevrat'tan alınmıştır çünkü Tevrat Kuran'dan daha eskidir. Ama Tevrat'ta geminin oturduğu yer Ararat, Kuran'da ise Cudi yazıyor" İddiasına Cevap...
18-"Yusuf 99.ayette Hz.Yusuf anne ve babasına sarıldı yazıyor fakat Tevrat'a göre annesi Rahel çoktan vefat etmişti nasıl sarılabilir"  İddiasına Cevap...
19-"Hz.İbrahim'in babasının ismi Tevrat'ta Terah fakat Kuran'da Azer olarak geçiyor" İddiasına Cevap... 
20- "Kabe korunan bir yerse neden bu yıl binlerce insan Kabe'deki kazalarda öldü?"  İddiasına Cevap...
21- "İsra 73.ayet:"Az kalsın seni bile, sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı iftira edesin diye fitneye düşüreceklerdi ve o takdirde seni dost edineceklerdi." yazıyor bu ayette Hz.Muhammed'e suçlama yok mu?"  İddiasına Cevap...
22-"Peygamberler çok sayıda doğaüstü mucizeler göstermiş kimisi denizi yarmış kimisi ölüleri diriltmiş. Hz.Muhammed neden bunları yapmamış?"  İddiasına Cevap...
23- "Kuran'daki ayetlerin "Ben, Biz veya O" gibi kelimelerle başlaması tüm cümlelerin Allah'a ait olmadığını göstermiyor mu zaten?" İddiasına Cevap...
24- "Sonra gelen bazı ayetler öncekileri neshediyormuş yani geçersiz kılıyormuş.(Kadınlarınız sizin tarlanızdır, tarlanıza istediğiniz gibi varın....)(Bakara 223) ayeti de bunlardan değil mi?" İddiasına Cevap...
25- "Kasas 38.ayette Firavun kulesinde Tuğladan bahsediliyor fakat piramitler kireçtaşından yapılmıştır. Tuğladan yapılan Babil kulesinin Mısır Piramitleriyle karıştırılması tarihi bir yanlış değil midir? " İddiasına Cevap...


AY'A ÇIKIŞ TARİHİ KUR'AN'DA YAZIYOR MUYDU?
Kur'an-ı Kerim'de yer alan Kamer(Ay) suresinde gelecekte Ay'a gidileceğine dair işaretler yer almaktadır. Kamer kelimesinin Türkçe'deki karşılığı Ay'dır.

"Ay" isimli bu surenin ilk ayetinden sonra yani Kur'an'ın sonuna kadar tam 1389 ayet geçer. Hicri takvimde 1389 yılı, Miladi takvime göre 1969 yılına denk gelmektedir, bu da Ay'a çıkış tarihidir. (Hicri 1389=Miladi 1969)

Kısacası Ay (Kamer) suresi, insanlık tarihinin en önemli gelişmelerinden birisi olan bu olaya önceden işaret etmektedir. Bununla birlikte Ay kelimesinin yanında kullanılan "Şakka (yarıldı)" kelimesi aynı zamanda "toprağın yarılması, kazılması..." anlamlarında da kullanılmaktadır. Benzer şekilde Ay'a giden Apollo 11 uzay aracı da Ay toprağından birçok parça alarak Dünya'ya dönmüştür. Bu açıdan da ayrı bir paralellik bulunuyor. Bunların dışında bu ayetteki bazı kelimelerin Arapça'daki matematiksel değerleri de yine Ay'a çıkış tarihini vermektedir.


19:57 NUMARALI AYET VE 1957 YILI

Tarihteki ilk uzay aracı 1957 yılında uzay yolculuğuna çıkmıştır (Sputnik). Şaşırtıcı bir biçimde Kuran'daki 19:57 numaralı ayet de gökyüzüne çıkmaktan ve yükselmekten bahsetmektedir: "Onu yüksek bir yere (gökyüzüne) yükselttik" (19.sure 57.ayet). Farkettiyseniz ayetin numarası olan 19:57 ile 1957 yılı aynı sayılardır. Dolayısıyla gelecekte bu olayın gerçekleşeceğine mucizevi bir biçimde işaret edilmektedir.

Aynı yöntemi kullanarak daha önce de farklı örnekler sunmuştuk o nedenle tüm bu örnekler için tesadüf diyemeyiz. (Dna örneği, Nötron-Proton örneği gibi). Bununla birlikte 1957 yılında ilk uzay aracının gönderilmesi ile Ay'a çıkış farklı olaylardır karıştırılmamalıdır. Bu ayetten önceki ayetlerde peygamberlerden bahsedildiği için ayet farklı şekilde de yorumlanabilir. Fakat ayeti tek başına bağımsız olarak düşünürsek bizim yorumladığımız anlama da işaret etmektedir.

DÜNYA SAVAŞLARI ÖNCEDEN HABER VERİLİYOR MUYDU?

Kuran'da savaşları konu alan ilk ayetler Bakara 190,191,193 numaralı ayetlerdir. Bu ayetlerdeki "Savaş açarlarsa savaşın" ifadesi İslam'ın barış dini olduğunu da kanıtlamaktadır. Bu rakamları alt alta yazıp her zamanki matematiksel yöntemimizi uyguladığımızda dünyanın en kanlı yılları yani 1.Dünya ve 2.Dünya savaşlarının tarihleri çıkıyor.


Ayet numaraları:

190...
191...
193...

Noktalı olan boşluklara farklı farlı sayılar yazsak bile o tarihlerde savaşlar yaşanmış. Mesela bu ayetlerin cüz numarası olan 2 rakamını yazsak 1902,1912,1932 yıllarında da savaşlar olmuş. Yani bu ayetler tek bir tarih yerine bir döneme ait savaş yıllarına işaret ediyor. 1914 ve 1939 yılları da dünya savaşlarının tarihleri fakat öncesinde ve sonrasında tetikleyici savaşlar da olmuş.

Bu ayetlerden önce savaşlardan uzun uzun bahsedilmiyor o yüzden tam 190,191,193 numaralı ayetlerde sürekli savaş kelimesinin geçmesi tesadüf değildir.



RAD SURESİ VE RADYO

Kuran'daki Rad suresi gök gürültüsü ve yıldırımlardan bahsetmektedir. Peki yıldırımların radyo dalgaları yaydığını biliyor muydunuz? Üstelik surenin ismi olan Rad kelimesi de Radyo kelimesini çağrıştırıyor. İki harf eksik görünüyor yani Arapça "Ya" ile "Vav" fakat ilginçtir ki hemen bir önceki surenin ismi bu harflerle başlıyor. Dolayısıyla eksik harfler tamamlanıyor ve Radyo kelimesi ortaya çıkıyor. Ayrıca Rad kelimesinin geçtiği tek ayet de "Vav" ile "Ya" harfleriyle başlıyor bu şekilde düşünürsek de aynı sonuca varıyoruz. (13:13 numaralı ayetin ilk harfleri)

Üstelik gök gürültüsünden (Rad) bahseden 13:13 numaralı ayet tam da radyonun keşfedildiği hicri 1313 (miladi 1895) yılına işaret ediyor. Yani sadece Radyo kelimesine değil keşfedildiği yıla da mucizevi bir işaret mevcut. Radyo dalgalarının keşfi sayesinde teknoloji daha da ilerleyerek televizyon yayınları başladı. Radyo veya Radio kelimesi yabancı dillerde de hemen hemen aynı şekilde yazılır veya okunur. Yıldırımların oluşturduğu doğal radyo dalgalarının (elektromanyetik dalgaların) sebebi yıldırımdaki elektrik akımlarıdır.



KADINLARDAKİ 23.KROMOZOM ve GENETİK
Daha önceki örneklerimizde "Arı" suresinin Kuran'da 16. sure olduğunu ve Arı'nın kromozom sayısının da 16 olduğunu belirtmiştik. Bildiğiniz gibi boy, göz rengi gibi tüm fiziksel özellikler hücre içindeki gözle göremediğimiz kromozomlarda yer alan genler tarafından belirlenir. Hücrelerimizin içindeki 23.kromozom çifti kişinin cinsiyetini belirler. Genetik olarak Erkek ve Kadındaki kromozomlar aynıdır sadece kadınlardaki 23.kromozom çifti erkeklerden farklıdır. Kadınların fiziksel özelliklerinin erkeklerden farklı olması da bu 23.kromozoma bağlıdır.

Kuran-ı Kerim'deki "Nisa" suresi de "Kadınlar" anlamına gelir. İlginçtir ki "Nisa(Kadınlar)" suresinin 23.ayetinde başka hiçbir yerde geçmediği kadar çok sayıda "kız,kadın,anne" gibi dişil kelimeler tekrarlanmaktadır. Yani "kız, kadın, anne" gibi dişil kelimeler KURAN'IN TÜMÜNDE en çok Nisa suresi 23.ayette geçmektedir. Dolayısıyla ayetin numarası olan 23 sayısıyla kadınlardaki 23.kromozom çiftine işaret edildiğini düşünüyoruz.


 GÜNEŞ'İN HİDROJEN VE HELYUMDAN OLUŞU

Atomlar bölümünde elementlerin yani atom isimlerinin Kuran'da yer aldığını gösteren önemli kanıtlar sunmuştuk. Bunu destekleyen kanıtlardan birisine de Şems(Güneş) Suresinde rastlıyoruz. Bildiğiniz gibi Güneş ağırlıklı olarak Hidrojen(H) ve Helyum(He) atomlarından oluşmaktadır. Güneş'in yüzde 90'dan fazlası H ve He simgeli atomlardan oluşur ve yaydığı ısı ile ışık da bu elementlerin termonükleer reaksiyonları sonucunda açığa çıkar...

Kısacası Güneş denildiğinde aklımıza ilk olarak H-HE atomları gelir. Ve çok ilginçtir ki Kuran'daki Şems(Güneş) suresindeki onbeş ayetin hepsi istisnasız olarak H-E harfleriyle bitmektedir. Özet olarak Güneş(Şems) suresindeki tüm ayetler hidrojen(H) ve helyum'un(HE) simgesiyle bitmektedir ve dolayısıyla Kur'an Güneş'in hidrojen ve helyum'dan oluştuğuna 14 asır öncesinden işaret etmektedir. Örneğin Helyum 19.yüzyılda keşfedilmiştir yani Kuran'dan asırlar sonra...

Bunu bir rastlantı olarak değerlendiremeyiz çünkü Kuran'da Güneş(Şems) suresinden başka hiçbir sure baştan sona H-HE harfleriyle bitmiyor. Aslında Güneş suresi'nin numarası yani 91 rakamı da dikkat çekicidir. Güneşde yer alan H (hidrojen) elementi doğada geri kalan diğer 91 elementi de oluşturur. İlginçtir ki H (hidrojene) dikkat çeken Şems(Güneş) sureside tam 91. suredir. Laboratuarlarda atom numaraları arttırılabilmektedir fakat doğada hidrojenden sonra uranyum'a kadar 91 element vardır ve bunlar yine hidrojen çekirdeklerinin birleşmesiyle meydana gelir.

61 YIL 6. AY

Kuran-ı Kerim'de sadece tek bir ayette Hz.Muhammed'in "Ahmed" isminden bahsedilir. 61.surenin 6.ayetinde bu dikkat çekici durumla karşılaşıyoruz ve Hz.Muhammed 61 yıl yaşamıştır 6.ayda vefat etmiştir.(571-632 haziran) Bazı kitaplarda Hicri takvime göre 63 yıl olduğu yazılır fakat bugün kullandığımız Miladi takvime göre 61 yıldır.

Ahmed isminin geçtiği 61:6 numaralı ayet Hz.Muhammed dünyada iken gelmiştir ve Hz.Muhammed'in 61 yaşında haziran (6.ay) ayında vefat edeceği tabi ki bilinmiyordu.

"Hani Meryem oğlu İsa da: "Ey İsrailoğulları, gerçekten ben, sizin için Allah'tan gönderilmiş bir elçiyim. Benden önceki Tevrat'ı doğrulayıcı ve benden sonra ismi "Ahmed" olan bir elçinin de müjdeleyicisiyim" demişti. Fakat o, onlara apaçık belgelerle gelince: "Bu, açıkça bir büyüdür" dediler" (61.sure 6.Ayet )

SİMYA VE ALTININ ATOM NUMARASI 79

Bazı kaynaklarda Karun isimli kişinin simya ilmi sayesinde Altın elde ettiği çok zengin olduğu anlatılır. Kuran'da Kassas suresi 79.ayette Karun'dan bahsedilir ve bir önceki ayette de bir ilimden bahsedilir ki bu simya ilmine işaret olabilir. 79.ayette Arapça "Ziynet" kelimesi geçer ve bu kelime ihtişam, süs, değerli eşya... anlamlarında kulanıldığı gibi bazı ayetlerde Altın anlamında da kullanılır.

İlginçtir ki Altının atom numarası ayet numarasıyla aynıdır yani 79'dur ve bu ayette Ziynet kelimesi geçmektedir. Atom numarası dediğimiz kavram bir elementin yani altın,gümüş,bakır... gibi atomların nötron proton gibi görünmeyen parçacıklarıyla igili bir sayıdır ve son yüzyıllarda keşfedilmiştir.


SES HIZI KURAN'DA YÜZYILLAR ÖNCE YAZIYOR MUYDU?

Bildiğiniz gibi hava olmasaydı sesle iletişim kuramazdık ve konuştuklarımız duyulmazdı çünkü hava sesi iletir. Kuran'da konuşma ve iletişimle ilgili dikkat çekici bir ayet vardır. Al-i İmran suresinde Hz.Zekeriya için şöyle bir ifade vardır: "..."Senin için alâmet, insanlara üç gün, işaretten başka söz söyleyememendir. ..." (3.sure 41.ayet)

İlginçtir ki ayetin numarası 3:41 tam da ses hızını gösteriyor yani saniyede 341 metre. Bundan iki ayet önce de 3:39 numaralı ayette seslenmek ifadesi geçiyor (Kuran'da seslenmek kelimesinin geçtiği ilk sıradaki ayetlerden birisidir) Ses hızı 340-341 metre olarak kabul edilse de sıcaklık ve yükseklik gibi etkenlerle değişip bazen 339 metre hızında da olabilir.

Elbette asırlar önce kimse sesin hızını bilmiyordu hatta metre ölçüsü bile kullanılmıyordu. Önceki çalışmalarımızda ses ve dalga kelimelerinin de Kuran'da yan yana geçtiğini belirtmiştik ki bu da sesin dalgalar halinde yayıldığına işaret eden ayrı bir mucizeydi ve o devirde kimse tarafından bilinmiyordu.


1995 HALE-BOPP KUYRUKLU YILDIZI


İnanılmaz bir parlaklığa sahip olan ve aylarca gökyüzünde kalan Hale-Bopp kuyruklu yıldızı 1995 yılında keşfedilmişti. İki yıl sonra da Dünya'ya en yakın konuma gelmişti. Çıplak gözle aylarca izlenebilen bu yıldız rekor kırarak insanları şaşırtmıştı.

Çok ilginçtir ki 14.cüz 16.ayette (Hicr suresi) gökyüzündeki yıldızların izlenmesi anlatılıyor ve 14-16 sayıları Hicri 1416 Miladi 1995 yılını gösteriyor. Başta da belirttiğimiz gibi Hale-Bopp yıldızı da tam 1995 yılında keşfedildi ve uzun süre izlendi.

 "Gerçekten de biz gökyüzünde yıldız kümeleri yaptık ve onları, gözleyenler için süsledik " (14.cüz Hicr 16)

Bu ayetten hemen iki ayet sonra da gökte hareket eden parlak bir ateşten bahsediliyor.Tam da iki yıl sonra bu yıldız dünyaya en yakın konuma ulaşıyor. Dolayısıyla hem 1995 keşfediliş yılına hem de en yakın olduğu yıla Kuran'da işaret ediliyor olabilir. Zaten bazı müfessirler de bu ayetteki ateşi kuyruklu yıldız veya göktaşı olarak anlatmışlardır.

Bu kuyruklu yıldızın 1995 yılında keşfedileceğini tabi ki eski çağlarda kimse bilemezdi o nedenle bu ayette mucizevi bir bilgiye şahit oluyoruz.


1998 MİTCH KASIRGASI

 Son 200 yılın en büyük felaketlerinden birisi sayılan Mitch kasırgası binlerce insanın ölümüne sebep olmuştur. Kuran'ın 14.suresindeki 18.ayette ise şiddetli bir fırtınadan sözedilir. Sonraki ayette ise kavimlerin yok edilmesine işaret ediliyor. Daha önceki örneklerimizde olduğu gibi ayetin numarasını yazdığımızda 14:18 yani hicri 1418 yılı ortaya çıkıyor. Hicri 1418 yılı Miladi 1998 yılına denk gelir yani Mitch kasırgasının ortaya çıktığı yıla işaret ediliyor. İnsanlığı etkileyen bu şiddetli doğa olayı asırlar önce Kuran tarafından yılıyla birlikte haber veriliyor olabilir.                                                                                                                                                      

PETROL KUYULARI VE 1745 YILI

Günümüzde Arap ülkelerinin geliri büyük oranda petrol kaynaklıdır. Petrol kuyularının açılmasıyla birlikte ortadoğu ve dünya ekonomisi yeniden şekillendi. Tabi ki bu durum beraberinde büyük savaşları da getirmiştir. Ticari anlamda ilk petrol kuyularının 19.yüzyılda açıldığı söylense de tarihçiler ilk kuyuların 1745 yılında açıldığını belirtiyor.

"Kuyu" kelimesi Kuran'da nadir olarak geçer ve 17.cüz 45.ayette (Hac suresi) kuyulardan bahsedilir. İlginçtir ki 17-45 sayıları ilk kuyuların açıldığı 1745 yılına işaret ediyor. Dolayısıyla gelecekte kullanılacak olan önemli bir enerji kaynağına yani petrole işaret olabilir. Bu ayette yok olmuş toplumların geride bıraktığı değerli mülklerden  bahsediliyor. Günümüzde bir su kuyusunun ekonomik değeri belki çok yüksek olmayabilir fakat bir petrol kuyusunun değeri oldukça yüksektir. 

 1915 ÇANAKKALE SAVAŞI HABER VERİLDİ Mİ?


Daha önceki örneklerimizden biraz farklı olduğu için zayıf bir iddia gibi görünebilir fakat şaşırtıcı bir rakamsal dizilimle karşı karşıyayız. Al-i İmran suresi 13.ayet 3.cüz (3.sure) sayılarını yazdığımızda 1333 tarihi ortaya çıkıyor ve Hicri 1333 Miladi 1915 yılına denk gelir. Bu ayet şöyledir: 
" Karşı karşıya gelen iki topluluğun durumlarında sizin için ibret vardır; biri Allah yolunda savaşanlardır, diğeri inkarcılardır ki, bunlar karşı tarafı gözleriyle kendilerinin iki misli görüyorlardı. Allah dilediğini yardımıyla destekler. Bunda görebilenler için ibret vardır."

Çanakkale zaferi tarihin akışını önemli ölçüde etkilemişti ve ortadoğunun geleceği açısından da önemli bir zaferdi. Bu ayet Bedir savaşına işaret ettiği gibi gelecekte yaşanacak bir savaşa da işaret ediyor olabilir yani Çanakkale Savaşına... Bu hesaplama zayıf bir iddia gibi görünse de 1915 yılı önemli bir yıldır çünkü 1.Dünya savaşı yaşanıyordu ve Çanakkale zaferi İslam Dünyası açısından oldukça önemliydi. Tüm bunlarla birlikte elbette yabancı güçlerin tüm askerlerini inkarcı olarak tanımlayamayız.

12:99 NUMARALI AYETİN MUCİZESİ

Müslüman ülkeler arasında önemli bir yere sahip olan Mısır oldukça özel bir tarihe sahiptir. Osmanlı Devleti'ne bağlı olan Mısır 1882 yılında (Hicri 1299) İngilizler tarafından işgal edilmiştir. Çok şaşırtıcıdır ki Kuran'da tam da 12:99 numaralı ayette "Mısır'a Girin" ifadesi yer almaktadır. Yani ayetin numarası 12:99 (hicri 1299) (miladi 1882) Mısır'ın işgal edilmesine işaret ediyor olabilir.

Müslüman bir ülkenin yabancılar tarafından işgal edilmesi tüm müslümanları ilgilendiren önemli bir olaydır. O nedenle Mısır'ın işgal yılına gizlice işaret ediliyor olabilir. Tabi ki ayette açıkça İngilizlerden bahsedilmiyor. Sadece gelecekte yaşanacak tarihi bir olayın yüzyıllar öncesinden Kuran'da haber verildiğini düşünüyoruz.



ARI MUCİZESİ KONUSUNDAKİ SORUYA CEVAP

Daha önceki yazılarımızda Kuran'da Nahl (Arı) suresi 16.suredir ve Arının da kromozom sayısı 16'dır demiştik. Yani arıları temsil eden genetik sayı 16'dır demiştik. Mikroskop ve kromozomlar keşfedilmeden önce Kuran'da buna işaret edilmesini de mucize olarak yorumlamıştık.

 Peki neden tüm canlıların kromozom sayıları yazmıyor diyen okuyucularımız olmuş. Şöyle cevaplayabiliriz... Çünkü Arı genetik olarak diğerlerinden farklıdır. Örneğin kedilerde,köpeklerde diploid yani çift kromozom yapısı varken dişi arı ve erkek arıda çift-tek olarak değişmektedir. Yani arının kromozom sayısı erkeği ve dişisinde farklıdır, 16 veya 16x2 şeklinde değişmektedir. O nedenle Arılar özel bir genetik farklılığa sahiptir.



ÜLKELERİN KADERİ KURAN'DA YAZIYOR MU?

26.sure olan Şuara suresinde çok dikkat çekici bir durumla karşılaşıyoruz. Üst üste birbirini takip eden ayetlerde farklı milletlere işaret ediliyor. 195.ayette Arapça kelimesi geçiyor (Kuran'da nadir geçer) ve Araplara işaret ediliyor. Sonra 197.ayette İsrailoğulları kelimesi geçiyor yani İsrail'e işaret ediliyor.


198.ayette ise Acem yani İran'a işaret edildiğini düşünüyoruz. Çünkü acem kelimesi Arap olmayanlar için söylenir ve genelde İran için kullanılır.

Şimdi bu ayetleri alt alta yazalım:

195... Arap
197... İsrail
198... İran (Acem)

Çok ilginçtir ki 1956 yılında Arap-İsrail savaşı, 1973 yılında Arap-İsrail savaşı ve 1980 yılında İran-Irak savaşı yaşanmış ve sekiz yıl sürmüştür.

Daha önceki örneklerimizde buna benzer durumlarla karşılaşmıştık. Yani 1956 gibi tek bir yıldan bahsetmek yerine yaşanan tarihi sürece işaret ediliyor olabilir. Çünkü bu savaşlar yıllarca sürmüştür ve 1950-1988 yılları arasında da devam etmiştir.



KUR'AN'DAKİ SAYILARIN SIRRI

Kuran'da matematiksel bir dizilimin mevcut olduğunu kanıtlayan çok açık işaretler vardır. Mesela Yusuf suresi 12.suredir ve 12.cüzdür. Ayrıca Hz.Yusuf bahsedilen12 kardeşten birisidir. Başka bir örnek vermek gerekirse Al-i İmran 3.suredir ve 3.cüzdür. Sureye ismini veren Al-i İmran kelimesi de tam 33.ayettedir.

Kuran'da henüz bilinmeyen mucizelerin var olduğunu işaret eden ayetlerden birisi şöyledir: "Bilakis, onlar ilmini kavrayamadıkları ve yorumu kendilerine asla gelmemiş olan (Kur'an'ı) yalanladılar..." (Yunus suresi 39)



İLGİNÇ BİR İDDİA

Geçmişte bazı araştırmacılar Kuran'da "Laik" kelimesine yüzyıllar öncesinden işaret edildiğini öne sürmüşlerdir. Bakara suresi 256.ayette geçen "Laikrahe fid dini..." yani "Dinde zorlama yoktur" ifadesinin gelecek çağlarda ortaya çıkacak olan Laik sistemi haber verdiğini iddia etmişlerdir. Bu iddianın doğru olup olmadığını inceleyelim...

Laik kelimesi Fransızca kaynaklı olup etimolojik anlamda 1560'lı yıllarda ortaya çıkan bir kelimedir. Yani Kuran geldiği zaman böyle bir kelime kullanılmıyordu. "Laikrahe" ifadesi başka ayette geçiyor mu diye bilgisayarda baktığımızda ise başka yerde geçmediğini görüyoruz. Fakat tüm bunlar iddianın doğru olduğunu kanıtlamaz.



Pİ SAYISINA KURAN'DA İŞARET VAR MI?

Bilim insanları tarih boyunca Pi sayısını bulmaya çalıştı çünkü bu sabit sayı sayesinde küre, çember, daire gibi geometrik cisimler ve şekiller üzerinde ölçüm yapabileceklerdi. Bu sayı önemliydi çünkü astronomiden mimariye kadar her alanda gerekli olan bir sayıydı. Kuran'ın indirildiği çağda çeşitli toplumlarda farklı Pi sayıları kullanılıyordu ve genelde yanlış hesaplanıyordu.
 
Elbette Kuran'da bu sayıdan açıkça bahsedilmiyor fakat Araf suresi 142.ayette verilen sayıları alt alta yazınca Pi sayısının basamakları ortaya çıkıyor. Bu ayette sırayla 30, 10, 40 sayılarından söz ediliyor. Resimde gördüğünüz gibi modern sayılarla yazarsak bu sayıların O basamağı çember şeklindedir ve bu çember matematikte Pİ sayısıyla hesaplanır. Yani O basamakları Pi sayısını simgeliyor olabilir. 3-1-4 sayıları ise Pi sayısının basamaklarıdır. O çağlarda değişik toplumlar farklı Pi sayıları kullandığı için hangisinin tam olarak doğru olduğunu asla bilemezdiniz. Bu anlatılanlar sadece bir tesadüf gibi görünebilir fakat aynı ayetin içinde 30-10-40 sayılarının yan yana geçmesi gerçekten şaşırtıcıdır.

 

GİZLİ KELİME: RETİNA
Retina, görmemizi sağlayan hücrelerin bulunduğu göz tabakasıdır. Görme işlevini sağlayan göz bölümünün aslında Retina olduğu Kur'an'ın indirildiği yıllarda bilinmiyordu hatta kimse retina kelimesinden haberdar bile değildi. Buna rağmen Kuran'da "Retina" kelimesinin geçtiğine dair açık kanıtlara rastlıyoruz.


R-E-T-İ-N-A harfleri sadece 35:8 numaralı ayette geçmektedir. Üstelik bu ayette "görmekten" ve "göstermekten" bahsedilmektedir dolayısıyla retinaya işaret güçlenmektedir. Görmeyi sağlayan retina kelimesinin geçtiği bu ayette "...güzel gösterilip de güzel gören kimse..." cümlesi yer almaktadır. Sonraki ayetlerde aynı surenin 19.ayetinde "Kör ve gören aynı olmaz" cümlesi geçiyor. Bilindiği gibi retina hasarları kalıcı körlüğe neden olur. Sonraki 20.ayette ise "Karanlık ve aydınlık da aynı olmaz" ifadesi geçmektedir ki zaten retinada ışığa duyarlı hücreler bulunur. Bu saydığımız ayetlerdeki görmeyle ilgili cümleler tüm Kuran'da çok nadir geçmektedir o nedenle retina kelimesinin binlerce ayetin arasında sadece bu ayetlere denk gelmesi matematiksel açıdan tesadüfi değildir.


CANLILARIN KOPYALANACAĞINI YÜZYILLAR ÖNCESİNDEN KURAN-I KERİM HABER VERİYOR MUYDU?

Genetik biliminin ve embryolojinin olmadığı bir çağda yani 1400 yıl önce indirilen Kuranı Kerim'de sanki bilim adamlarının kopyalama yapacakları haber verilirmişcesine işaretler bulunmaktadır. Kur'an-ı Kerim'in bu ayetinde Şeytan'ın kötü faaliyetleri vurgulanmaktadır.

Kopyalanmış bir hayvandan çok sayıda kopya hayvan üretme (ikinci nesil kopyalama) deneylerinde Kulak Dokusundan hücreler alınarak kopyalama gerçekleştirilmiştir. Yani yakın tarihte yapılan ilk deneylerde hayvanların kulağı kesilip hücre alınarak kopyası üretilmiştir. Kuran-ı Kerimin bir ayeti şöyledir:

"...(Şeytan dedi ki) Mutlaka onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını kesecekler ve yine mutlaka onlara emredeceğim de Allah'ın yarattığını değiştirecekler..." (Nisa Suresi 119.ayet)

Az önce tarihteki ilk 2.nesil kopyalamaların hayvanların kulakları kesilerek alınan hücrelerle gerçekleştirildiğini vurgulamıştık. Ayrıca bu hücrelerin genetik yapısıyla oynayarak yaratılış kanunlarına müdahelede bulunmaya çalışan kimseler de vardır. Dolayısıyla genetik biliminin olmadığı bir çağda yani 1400 yıl önce indirilen ayetteki ifadelerle mucizevi benzerlikler vardır.

Yapılan bazı kopyalamalarda meme dokusundan da hücreler alınmıştır fakat Tarihteki ilk 2.nesil kopyalamalarda hücreler kulaktan alınmıştır.(Japonya'daki Kagoşima Enstitüsünde ve Brezilya'daki Vitoria ineği)

BAKTERİLER VE ASA

Sebe suresi 14. ayette küçük bir canlıdan söz edilir fakat bu canlının ne olduğu belirtilmez. Meallerde kurtçuk, böcek, güve gibi farklı şekillerde yorumlanan bu canlının daha küçük mikroorganizmalara işaret ettiğini söyleyenler de olmuştur. Ayette bahsedilen bu küçük canlı tam da "Değnek (Asa)" kelimesiyle birlikte geçiyor. Şaşırtıcıdır ki "Bakteri" kelimesi de "Değnek (Asa)" anlamındadır. Mikroskopta bu küçük canlıları inceleyen bilim adamları değneğe benzedikleri için bu ismi takmışlardı. İçten kemirip yok eden bu canlıdan bahseden ayette "Ölüm" kelimesinin geçmesi de anlamlıdır. Bakteri kelimesi yabancı dillerde de hemen hemen aynı şekilde yazılıp okunur. Çok yaygın bir bakteri çeşidi olan "Bacillus" da yukarıdaki tarifimize uymaktadır.


DEMİR MUCİZESİ


"Hadid" yani "Demir" suresinde modern bilimin henüz yeni keşfettiği bazı verilere de önceden işaret edilmiş. Örneğin demirin gökyüzünden indirildiği vurgulanıyor ki gerçekten günümüz bilimadamları demir madenlerinin dünyada oluşmadığını, dünyanın oluşumu esnasında büyük yıldız patlamalarından saçılan bu demir parçalarının dünyaya indiğini ve böylece madenlerin oluştuğunu tespit etmişlerdir. Ayrıca "Hadid" kelimesinin ebced değeri 26'dır ki bu da demirin atom numarasıdır. Hadid suresi Kuran'ın tam ortasındaki suredir ve bu surenin de tam ortasındaki ayete baktığımızda F - E harfleriyle başladığını görebiliriz.(Demirin kimyasal simgesi FE dir) (Arapça'da Fe -Elif harfleri) FE simgesinin bugün periyodik cetvelde element simgesi olarak kullanılacağını ve demir atomundaki elektron-proton sayısını yüzyıllar önce kimse tahmin edemezdi...


IŞIK VE SES DALGALARI

Işığın parçacık ve dalgalar halinde yayıldığı o devirlerde tabi ki bilinmiyordu. Modern fiziğin ortaya çıkardığı bu bilimsel gerçeğe aslında Kuran'da 1400 yıl önce işaret ediliyordu.

Dalga (Arapça Mevc) kelimesinin en çok geçtiği ayet Nur suresi 40.ayettir (Aynı ayette iki defa geçiyor). Nur (Işık) suresindeki bu ayette dalga ve ışık kelimeleri birlikte geçiyor. Binlerce ayetin arasında Dalga-Işık kelimelerinin tam da Nur suresinde ardarda geçmesi tesadüf olamaz o nedenle bu durumu mucizevi bir işaret olarak nitelendiriyoruz.

Bunun dışında dalga kelimesinin Hud suresi 42 ve 43.ayetlerde sırayla geçtiğini görüyoruz. Yine aynı ayetlerde (42-45 ayetler arasında) seslenmek kelimesinin geçtiğini görüyoruz. Sesler de aynı şekilde dalgalar halinde yayılır. Bazı meallerde Arapça "Nida" kelimesi Seslenmek, bağırmak, yakarmak şeklinde de yazılır.

Kuran'da nadir bahsedilen Dalga (Mevc) kelimesinin tam da Işık ve Ses kelimeleriyle birlikte geçmesi tesadüf olamaz. Yani hem sesin hem ışığın dalga yapısına modern bilimden yüzyıllar önce işaret ediliyordu.


UZAYDAN DAĞLARIN GÖRÜNÜŞÜ

Neml suresinde dağların sabitmiş gibi durduğu fakat aslında hareket ettikleri belirtiliyor. İlginçtir ki dağların hareketini anlamak ancak uzaydan dünyayı gözlemlekle mümkündür. Çünkü Dünya kendi çevresinde ve Güneş çevresinde döner, uzaydan bakan gözlemci de dağların yer değiştirdiğini anlar. Uzayda sabit bir noktadan bakılırsa dağların saatler içinde binlerce kilometre yer değiştirdiği görülür.

Kuran'ın geldiği çağda insanların teknik olarak gökyüzünden dağları izleme şansı yoktu çünkü henüz uçamıyorlardı ve Dünya'nın döndüğünü de bilmiyorlardı. O nedenle bu ayetteki ifade mucizevi bir bilimsel işaret taşımaktadır:

"Sen dağları görürsün de, yerinde durur sanırsın. Oysa onlar bulutun yürümesi gibi hareket ederler. Bu, her şeyi sapasağlam yapan Allah'ın sanatıdır. Şüphesiz ki O, yaptıklarınızdan tamamıyla haberdardır." (Neml 88.ayet)

Zaten bundan bir önceki ayette de "Gökyüzünde Olanlar" ifadesi geçiyor. Bu da ayetteki mucizevi işareti destekliyor.



KUM TEPELERİ MARS GEZEGENİNE Mİ İŞARET EDİYOR?

M-a-r-s kelimesine işaret eden Kuran'daki "Ahkaf" suresinin anlamı "KUM TEPELERİ"dir. Astronomide Mars denildiğinde akla ilk gelenlerden birisi Mars'taki dev "KUM TEPELERİ" yani yüksek kum yığınlarıdır. Mars bu yönüyle diğer gezegenlerden farklıdır. Örneğin daha önce gönderilen Opportunity uzay aracı bir kum tepesine saplanmıştı ve haftalarca süren güçlü kum fırtınalarından dolayı büyük tehlike atlatmıştı.

İlginçtir ki Ahkaf (Kum Tepeleri) suresi 23.ayetteki harf dizilimlerine baktığımızda M-A-R-S harfleri açıkça görünüyor (Arapça'da Mim-Elif-Ra-Sin harfleri). Yani bu harfler normal bir kelimeyi oluşturur gibi yanyana duruyorlar ve Mars kelimesi net bir biçimde görünüyor. Sadece Mars değil aynı zamanda Mars'ın uydusu olan gökcismi "Deimos" kelimesi de bu şekilde geçiyor. ( Deimos Mars'ın çevresinde döner, Ay'ın Dünya çevresinde döndüğü gibi) Üstelik D-E-İ-M-O-S ' a işaret eden ayetin numarası 30'dur ve 30 sayısı bu uyduyu temsil eden bir sayıdır çünkü Mars çevresindeki dolanım süresi 30 saattir. Dolayısıyla ayet numarasının bu gökcisimlerinin dolanım süresiyle aynı olması da şaşırtıcıdır. Mars kelimesini oluşturan harfler Deimos'tan birkaç ayet önce geçiyor yani tüm bu anlattıklarımız Kuran'da ard arda ve aynı surede geçiyor o nedenle tesadüf olarak değerlendiremeyiz. Kısacası surenin ismi olan Ahkaf (Kum Tepeleri) de Mars'taki dev kum tepelerine işaret ediyor olabilir. Fakat Kuran'ın indirildiği çağda teleskop henüz keşfedilmemişti ve kimse Mars'ta kum tepeleri olduğunu bilmiyordu ayrıca Deimos astronomide henüz keşfedilmemişti.


ÖNEMLİ BİR MUCİZE: HALLEY YILDIZI VE 76 YIL











Modern astronomi alanındaki önemli gelişmelerden birisi de Halley kuyrukluyıldızı'nın 17.yüzyılda Edmund Halley isimli astronom tarafından keşfedilmesidir. Dolayısıyla bu kuyrukluyıldıza verilen Halley ismi 17.yüzyılda yaşamış ünlü bir bilimadamının soyismidir çünkü yıldızı ve 76 yıllık dolanım süresini bu bilimadamı keşfetmiştir. İşte bu noktada çok dikkat çekici bir mucizeyle karşılaşıyoruz. Çünkü Kur'an indirildikten yüzyıllar sonra 17.yüzyılda keşfedilen ve ismi koyulan Halley Yıldızı ile 76 yıllık dolanım süresi asırlar öncesinden Kur'an-ı Kerim'de yazıyordu. Yani yıldıza ismi verilen Halley isimli bilimadamı Kur'an indirildiği çağda henüz doğmamıştı ve Halley ismi bilinmiyordu. Buna rağmen Kur'an-ı Kerim gelecek zamanı anlatırcasına Halley ismini ve 76 yıllık dolanım süresini bizlere yüzyıllar öncesinden haber vermiştir.

H-A-L-L-E-Y harflerinin Kur'an'da ilk geçtiği yer Enam suresinin 76.ayetidir. Bu ayette HALLEY kelimesinin hemen yanında YILDIZ kelimesi geçiyor (Arapça karşılığı: Kevkeba) Bu ayetin numarası olan 76 sayısı da yıldızın dönüş süresi olan 76 yıla işaret etmektedir. Ayetin numarası olan 76 sayısı Halley yıldızını temsil eder çünkü her 76 yılda bir Dünya'dan görülür yani yörüngesini 76 yılda bir tamamlar.

Nitekim Halley yıldızının keşfi de 76 yıllık dönüş süresinin bulunmasına dayanır. Edmund Halley bu yıldızın 76 yıl sonra tekrar görüleceğini açıklayarak kuyrukluyıldızların astronomik yörüngelerini de açıklığa kavuşturmuştur. Bu nedenle Halley yıldızının Kuran'da ilk olarak 76.ayette geçmesine mucize diyebiliriz çünkü Kur'an bu bilgiye yüzyıllar öncesinden işaret etmektedir.

Bu örneğe benzer şekilde diğer bölümlerde yer verdiğimiz Sirius yıldızı da Kuran'da sadece 49.ayette geçmektedir ve Sirius B'nin Sirius A çevresindeki dolanım süresi de 49 yıldır (Necm suresi 49). Üstelik Sirius B yıldızı teleskop olmadan gözlenemez ve teleskop Kuran'dan yüzyıllar sonra keşfedilebilmiştir. Dolayısıyla hem Halley hem de Sirius yıldızlarının ayet numaralarının dönüş yıllarıyla aynı olması rastlantı değildir.


KANDAKİ OKSİTLENME

Kuran-ı Kerim'in Mutaffifin suresi 13.ayetinde "Kalplerin üzeri Pas bağladı..." şeklinde bir cümle yer almaktadır. Dikkat ederseniz çamurlandı veya tozlandı gibi kelimeler değil de "Pas bağladı" ifadesi kullanılmaktadır. Paslanma "Demirin Oksitlenmesi" demektir. İlginçtir ki Kuran'da bahsedildiği gibi vücudumuzdaki kanda (dolayısıyla kan dolaşımının merkezi olan kalpteki) demir sürekli oksitlenmektedir.

Yani Kuran'da bahsedildiği gibi kalbimizde ve damarlarımızda her gün her saat paslanmaya benzer bir reaksiyon gerçekleşmektedir ve demir oksitlenmektedir. Havadan aldığımız oksijen kandaki hemoglobinde bulunan demir sayesinde vücutta taşınmaktadır. Yani aldığımız oksijen kandaki demir ile reaksiyona girmektedir ve bir anlamda paslanmaktadır. Fakat biz bu reaksiyonu gözle göremeyiz. Kısacası bu ayette bilimsel ve mucizevi bir benzetme yapıldığını düşünüyoruz fakat bu sadece bir yorumdur. Eski çalışmalarımızda da Kuran'ın hemoglobin ve demir atomuyla ilgili mucizevi kanıtlar sunduğunu dile getirmiştik bunlar da sitede mevcuttur.

DNA VE GENETİK TARİHİNİN BAŞLANGICI


DNA teriminin Kuran'da geçtiğine dair çok açık işaretlere rastlıyoruz. Mesela genetik biliminin başlangıç tarihi 1865 yılına ve DNA'ya Kuran'daki (18:65) numaralı ayet ile herkesin görebileceği bir netlikte dikkat çekiliyor.

Bilindiği gibi bugünkü çağdaş genetiğin temellerini atan Mendel isimli bilimadamının 1865 yılında hazırladığı genetik yasalar, hem hayvanlar hem bitkiler hem de insanlar için geçerlidir. O nedenle 1865 yılı bilim dünyası için tarihi bir dönüm noktasıdır. Ve bu dönüm noktasına da Kuran'da çok açık bir biçimde işaret ediliyor.

D-N-A harflerinin Kuran'da nerelerde yan yana geldiğini incelediğimiz zaman en fazla 18.surenin 65.ayetinde geçtiğini görüyoruz (Arapça'da Dal-Nun-Elif). Evet 18:65 numaralı ayette çok ilginç ve benzersiz bir biçimde ardarda tam üç defa D-N-A harfleri geçiyor. Ve Kuran'nın başka hiçbir ayetinde "Dna" harfleri bu şekilde ardarda ve çok sayıda geçmiyor. Yani Kuran 18:65 ayetiyle dikkatimizi "Dna" terimine çekmek istiyor.

Özet olarak DNA teriminin ardarda çok sayıda geçtiği bu istisna ayetin numarası (18:65) genetik bilimin ve DNA tarihinin başlangıç yılı olan 1865 yılına işaret ediyor. Bunu rastlantı olarak değerlendiremeyiz çünkü Kuran'da sadece 18:65 ayetinde "Dna" ardarda üç defa geçiyor ve başka yerde böyle bir durum yok.


Bu işaret mucizevi niteliktedir çünkü DNA (DeoksiriboNükleik Asit) ismini bilim dünyası henüz yeni koymuştur halbuki Kuran'da 1400 yıl önce işaret ediliyor. Dolayısıyla insanlığın bu moleküle "Dna" ismini koyacağına yüzyıllar önce Kuran işaret ediyordu.

Mendel 1865 yılında keşfettiği bu genetik kanunları bir yıl sonra makale haline getirmiştir. "Dna" üzerindeki genler, gözlerimizin renginden boyumuzun uzunluğuna kadar birçok bilgiyi taşırlar. Kromozomlarda yer alan "Dna" molekülü anne ve babadaki bu bilgileri çocuğa aktarır.

Ayrıca DNA harfleri 18:65'den sonra sadece 81.ayette geçiyor ve anne-baba-çocuk kelimeleri yine aynı ayetlerde(80-81-82) ardarda tekrarlanıyor. İlginçtir ki çocuk-anne-baba konusuyla ilgili ardarda 2 farklı olayın anlatıldığı tek bölüm burasıdır. Bildiğinizi gibi çocukların oluşumu annne ve babadan gelen kromozomlarla (DNA paketleriyle) belirlenir.


KUYRUKLU YILDIZ VE UZAY

Bakara suresi 74.ayette taşlardan yani kayalardan bahsedilmektedir. Fakat bu kayalar hakkındaki anlatıma baktığımızda sıradan taş olmadıklarını görüyoruz. Mesela ayetteki Arapça "Yehbitu" kelimesi bu taşların düşüp yuvarlandıklarını vurguluyor. Halbuki normal bir kaya kendiliğinden hareket etmez. Aynı ayette bu taşların yarılıp su çıkarttığı anlatılıyor ki bu da normal taşlar olmadıklarını gösteriyor.

Astronomi eğitimi almış birisi bu ayetteki kayaların kuyruklu yıldızları tarif ettiğini düşünebilir. Çünkü kuyruklu yıldızlar kaya ve buzdan yani sudan oluşur. Ayrıca ayette anlatıldığı gibi kendiliğinden hareket edip uzay boşluğunda dönerler. Hatta bazı bilim adamları okyanuslardaki suyun kuyruklu yıldızlardan gelmiş olabileceğini öne sürmektedirler.

O nedenle bu ayet mucizevi işaretler taşıyor olabilir. Çünkü teleskop ve modern teknoloji olmadan kuyruklu yıldızların kaya ve sudan oluşan, hareket edip dönen taşlar olduğunu asırlar önce Kuran'ın indirildiği çağda kimse bilmiyordu.


HAÇLI SEFERLERİ VE 1096 TARİHİNİN SIRRI

Bilindiği gibi haçlı seferlerinde sadece müslümanlar değil yahudiler de hedef alınmıştır ve çok sayıda insan ölmüştür. O yüzden 1096 yılında gerçekleşen birinci haçlı seferi, yahudi soykırımı ve antisemitizm tarihi açısından da çok önemli bir yıldır.

Bakara suresine baktığımızda Hıristiyan-Yahudi anlaşmazlığına dikkat çekildiğini görüyoruz ve iki tarafın da kendi yolunun doğru olduğunu nasıl savunduğunu ayetlerden anlıyoruz. Bu anlaşmazlığın belirtildiği ayetlerden önce 96.ayette bazı yahudilerin 1000 sene yaşatılmak istediği belirtiliyor. Farkettiyseniz bazı yahudilerin yaşama arzusundan bahseden bu ayetteki sayılar tam da yahudilerin saldırıya uğrayıp öldürüldüğü 1096 birinci haçlı seferine işaret ediyor. On yedi ayet sonra da Hıristiyan-Yahudi anlaşmazlığı vurgulanıyor.


"1000 yıl" ifadesinin tam da 96.ayette geçerek birinci haçlı seferinin yılı olan 1096 tarihine işaret etmesi geleceği haber veren bir sır olabilir.İslam dini barış dinidir...Diğer kutsal kitaplara ve peygamberlere düşmanlık beslemez.


MODERN TIP VE MUCİZEVİ BİR İŞARET:HEMOGLOBİN İLE DEMİR YAN YANA

Kuran'ın indirildiği çağda henüz kimse oksijen ve karbondioksiti vücudumuzdaki kanda taşıyan Hemoglobin molekülünden haberdar değildi ve böyle bir tıp terimi de yoktu. Nitekim mikroskoplar da henüz icad edilmemişti. Ayrıca kana kırmızı rengi veren de yine Hemoglobin'dir ve demir eksikliğinde anemi hastalığı (kansızlık) ortaya çıkar.

Vücudumuzdaki Demir (Fe) elementi sayesinde oluşan Hemoglobin hayatın devamı için şarttır. Hemoglobinin ortasında bulunan Demir (Fe) elementi oksijeni kendisine bağlar ve kanda taşır. Kuran'daki Hadid yani Demir suresinde demirin insanlar için faydalar taşıdığı şöyle belirtiliyor:
"...Demiri de indirdik ki onda büyük bir kuvvet ve insanlar için faydalar vardır..." (Hadid suresi 25)


Gördüğünüz gibi 48:25 numaralı ayette yan yana gelen harfler mucizevi bir biçimde FE (Demir) ve Hemoglobin kelimelerini oluşturmaktadır.(Hemoglobin kelimesini oluşturan harfler soldan sağa ters, Demir yani (Fe) sağdan sola.) Ayrıca Hemoglobini oluşturan harfler başka hiçbir ayette yan yana gelmiyor dolayısıyla rastlantı diyemeyiz.

Hemoglobin kelimesi Türkçe, Arapça, İngilizce ve farklı dillerde hemen hemen aynı şekilde yazılıp okunmaktadır. Başka örneklerde olduğu gibi burda da aynı yöntemi kullandık o nedenle matematiksel açıdan tüm bunlara tesadüf gözüyle bakamayız. Hemoglobin terimi modern tıp tarihinde 1869 yılında ortaya çıkmıştır KuranıKerim ise 610 yılında indirilmeye başlanmıştır. Dolayısıyla yüzyıllar öncesinden bu hayati moleküle ismen işaret edildiğini düşünüyoruz.


SİVRİSİNEKTEKİ MİKROSKOBİK SIR
Milyonlarca insanın hayatını kaybetmesine neden olan Sıtma (Malaria) hastalığının nedeni dişi sivrisineklerdir (Anofel). Kan emici sivrisinekler de yine aynı şekilde dişi olanlardır. Sivrisinekler hakkındaki bu bilimsel gerçek 1800 yılından sonra keşfedilmiştir (Ronald Ross). Fakat 600'lü yıllarda yani mikroskobun olmadığı bir çağda vahyedilen Kur'an-ı Kerim dişi sivrisineklere yüzyıllar önce dikkat çekiyordu:
"Şüphesiz ki Allah, (Dişi) sivrisineği hatta onun da ötesinde (küçük bir varlığı) misal getirmekten çekinmez....." (Bakara 26)
 
"Ey insanlar! (Size) bir misal verildi; şimdi onu dinleyin: Allah'ı bırakıp da yalvardıklarınız bunun için bir araya gelseler bile bir sineği dahi yaratamazlar. Sinek onlardan bir şey kapsa, onu da geri alamazlar. İsteyen de aciz, istenen de! " (Hac 73)
 
Ayette dişi sivrisineğin insanlardan birşeyler kaptığı belirtiliyor dolayısıyla ilk okuyuşta sivrisineğin aldığı küçük bir miktar kan aklımıza geliyor. Gerçekten de insanlardan kan emen veya sıtma hastalığını yayan sivrisinekler dişi olanlardır. Ayetteki "Bedu'at" ve "Fevka'ha" kelimeleri de dişil anlam içermektedir. O çağda yaşayan insanlar sivrisinek gibi önemsiz görünen bir canlının neden misal olarak verildiğini anlayamamışlardı. Çünkü milyonlarca insanın ölümüne neden olan sıtmanın bu yolla yayıldığını bilmiyorlardı. Kan emen veya sıtmayı yayan sivrisineklerin dişi veya erkek olup olmadığı da o çağda bilinmiyordu.


DNA VE RNA SUREDE EŞİT SAYIDA TEKRARLANIYOR

Kuran'da birbiriyle ilintili olan bazı kelimelerin eşit sayıda tekrarlandığına daha önceki bölümlerde şahit olmuştuk. Örneğin Kur'an'da "Melek" kelimesi 88 defa geçerken Şeytan kelimesi de 88 defa geçer. Yahut "Cennet" kelimesi 77 yerde kullanılırken "Cehennem" kelimesi de 77 yerde kullanılıyor.

İşte bu kelime tekrarlarına az önce değindimiz ve genetik biliminin başlangıcına işaret eden bu surede de rastlıyoruz. DNA ve genetik tarihinin başlangıcı olan 1865 yılına işaret eden bu surede DNA toplam 7 defa tekrarlanırken RNA da 7 defa tekrarlanıyor. Bildiğiniz gibi RNA molekülü de DNA gibi genetik yapıyı oluşturan diğer moleküldür o nedenle Dna-Rna'nın eşit sayıda geçmesi gerçekten bu moleküllere yüzyıllar önce Kuran'da işaret edildiğinin ayrı bir kanıtıdır.(Arapça'da D-N-A harfleri "Dal-Nun-Elif" ile gösterilirken RNA "Ra-Nun-Elif" harfleri ile gösterilir)


OZON TABAKASI KURAN'DA YAZIYOR MUYDU?
Ozon kelimesi Arapça'da, Türkçe'de ve diğer tüm yabancı dillerde hemen hemen aynı şekilde okunup yazılır. Ozon kelimesini oluşturan O-Z-O-N harfleri 72:6 numaralı ayette geçmektedir. Üstelik bu ayetten sonraki ayetlerde "Gökyüzünün koruyucusu (bekçisi)" ifadesi kullanılıyor. Aslında bu ifade ozon tabakası için de çok yerinde ve doğru bir tanımlamadır. Çünkü ozon gökyüzündeki koruyucu tabakadır ve dünyayı tehlikeli güneş ışınlarından korur.
Halbuki Kuran'ın indirildiği 7.yüzyılda kimse ozon tabakasından haberdar değildi. Bu ayetin dışında 18:90 numaralı ayetin de ayrıca ozona işaret ettiğini düşünüyoruz çünkü bu ayette de "Güneşe karşı bir siper (koruyucu)" ifadesi yer almaktadır. Tüm bunlar için rastlantı diyemeyiz çünkü O-Z-O-N (Arapça'da Vav-Ze-Vav-Nun) harfleri çok nadir olarak binlerce ayette bir yan yana gelmektedir ve "Gökyüzünün koruyucusu (bekçisi)" ifadesiyle aynı bölümde geçmektedir.


YENİ BİR KUR'AN MUCİZESİ DAHA: YERALTINDAKİ ENERJİ VE PETROL KELİMESİ

İçinde bulunduğumuz çağda maalesef enerji kaynakları uğruna savaşlar çıkmaktadır. Enerji kaynaklarının başında gelen petrolün oluşumuna ve ismine Kuran-ı Kerim yüzyıllar öncesinden işaret etmektedir. Petrol ismine işaret edilmesi mucizevi niteliktedir çünkü petrol kelimesi ilk olarak bir Alman minerologun 1556 tarihli "De Re Metallica" isimli eserinde geçmektedir yani Kuran'dan yüzyıllar sonra... Kısacası Kuran'dan asırlar sonra dünya dillerinde petrol kelimesi kullanılmaya başlanmıştır dolayısıyla Kuran petrol kelimesinin tüm dünyada kullanılacağına önceden işaret etmiştir.(Petrolün farklı dillerdeki yazılışı veya okunuşu hemen hemen aynıdır Türkçe,İngilizce,Arapça'da olduğu gibi)

Petrol kelimesini oluşturan harfler tüm Kuran'da baştan sona sadece iki yerde geçmektedir (harfler soldan sağa doğru ters diziliyor). Bunlardan ilki 6:59 nolu ayettir ve bu ayette petrole işaret edercesine "yeraltının karanlıklarındaki" ifadesi kullanılmaktadır. Yani petrolün yer altında olduğuna işaret edilmektedir.

Ayrıca bilimadamları petrolün oluşum kökenini hem hayvansal hem de bitkisel olarak açıklamaktadırlar. Yani eski çağlardaki yeşil bitkilerin uzun bir zaman aralığından sonra petrole dönüştüğünü ifade etmektedirler. Kuran'daki bir ayet de bununla örtüşmektedir: " (Rabbin) yeşil otu çıkardı, sonra da onu kapkara(simsiyah) bir sel artığına(sıvıya) çevirdi..." (Ala suresi 4,5)


MODERN BİLİMDEN YÜZYILLAR ÖNCE KURAN'DA ATMOSFER KELİMESİNE İŞARET EDİLİYORDU

Modern bilimde Atmosfer kelimesi 17. yüzyılda kullanılmaya başlanmıştır halbuki Kur'an zamanın ötesine geçerek bu kelimeye nerdeyse bin yıl öncesinden işaret ediyordu. Yani henüz dünyada kullanılmayan bilimsel bir terim yüzyıllar öncesinden Kuran'da yazıyordu o nedenle Kur'an büyük bir mucize daha sergilemiştir.(Atmosferin farklı dillerdeki yazılışı veya okunuşu hemen hemen aynıdır Türkçe,İngilizce,Arapça'da olduğu gibi)

Atmosfer kelimesi dünyayı çevreleyen Hava Küre anlamına gelir. Dünya'nın küresel(sphere) yapısı anlaşıldıktan sonra bu kelime kullanılmaya başlanmıştır. Halbuki Kuran'ın indirildiği dönemde Dünya'nın yuvarlak olduğu da bilinmiyordu ve bu da Kuran'ın ayrı bir mucizesidir.

Kuran'ın başından sonuna kadar sadece iki yerde atmosfer kelimesini oluşturan harfler yanyana gelmektedir. Bunlardan ilki 26:173 nolu ayettir. (Atmosfer kelimesini oluşturan harfler soldan sağa yanyana geliyor, sağdan sola hiç yok) Üstelik bu ayette YAĞMUR dan bahsediliyor. Dolayısıyla Kuran'da yağmurun atmosferden yağdığına da işaret ediliyor. Yani hem atmosfer hem de yağmur kelimelerinin yanyana gelmesini matematiksel açıdan rastlantı olarak değerlendiremeyiz tüm bunlar tesadüf olamaz.

KUR'AN MUCİZESİ VE QUANTUM FİZİĞİ


Yüzyıllar önce Kuran-ı Kerim'in geldiği çağda Quantum fiziği ve atomaltı parçacıklar bilinmiyordu. Fakat Kuranı Kerim evrenimizi oluşturan bu temel parçacıkların isimlerine ve ağırlıklarına işaret ederek inanılmaz bir mucize daha sergilemiştir. (Nötron ve Proton kelimeleri Türkçe, İngilizce, Arapça ve farklı dillerde hemen hemen aynı şekilde yazılıp okunmaktadır)


Nötron kelimesini oluşturan harfler tüm Kur'an-ı Kerim'de baştan sona sadece iki ayette geçiyor. Bunlardan birisi 18:39 nolu ayettir (Nötron Kütlesi=1839 me) Gördüğünüz gibi hem Nötron ismine hemde ayet numarasıyla nötronun ağırlığına açıkça işaret edilmektedir. Diğer binlerce ayette bu harfler yanyana gelmiyor fakat tam 18:39 ayetinde Nötron kelimesi ortaya çıkıyor o nedenle rastlantı olduğunu söyleyemeyiz.

Aynı durum Proton için de geçerlidir. Proton kelimesini oluşturan harfler Kuran'ı Kerimde daha fazla sayıda geçiyor (Nötrona oranla). 18:37 nolu ayette Proton kelimesini oluşturan harfler soldan sağa ters biçimde yanyana geliyor. Proton kütlesi ise 1836-1837 me arasındadır yani 1837 me diyebiliriz. Dolayısıyla ayetin numarası 18:37 protonun ağırlığı olan 1837'ye işaret ediyor. Yani nötronda olduğu gibi protonda da ayet numarasıyla ağırlık aynıdır.(1837 me: 1837 adet elektron ağırlığında demektir)

Atomları, zerreleri oluşturan bu parçacıkların yazılı olduğuna zaten aşağıdaki ayet de işaret etmektedir:
"...Rabbinden ne yerde, ne gökte zerre kadar; ondan ne küçük, ne büyük hiçbir şey kaçmaz. Bunların hepsi apaçık bir Kitaptadır."(Yunus 61.ayet)


AY İLE DÜNYA ARASINDAKİ MESAFE
Kamer(AY) suresinde yine bir mucize ile karşılaşıyoruz. Bu surede Ay ile Dünya arasındaki harflerin uzunluk oranı Uzay'daki Ay-Dünya mesafesine işaret etmektedir. Kamer(AY) suresinin içerisinde sadece bir yerde Dünya(Ard) kelimesi geçmektedir.

Surenin başlığı olan "Ay" kelimesi ile "Dünya" kelimesi arasındaki harfler toplam 333 adettir ve araya tam olarak 111 adet Ay kelimesi sığmaktadır. Çünkü Arapça'da Kamer(Ay) kelimesi 3 harften oluşur.

Aynı şekilde gezegenimiz Dünya ile Ay arasına da ortalama 111 adet Ay sığmaktadır yani aradaki mesafe Ay çapının toplam 111 katıdır. Bir uzay haritasını incelediğiniz zaman da bunu görebilirsiniz. Ya da en temel astronomi kitaplarında da bu bilgiye rastlayabilirsiniz. Bu hesaplama da kullanılan uzaklık mesafesi ortalama mesafedir çünkü Ay'ın eliptik bir yörüngesi vardır.

Fakat Kuran'ın indirildiği dönemde ne aradaki yüzbinlerce kilometrelik mesafe ne de Ay'ın çapı bilinmiyordu.İşte bu açıdan bu bilgi büyük önem taşımaktadır. Ayrıca Kuran'da Ay isminde sadece bir sure vardır ve bu surede sadece bir yerde Dünya kelimesi geçmektedir. O nedenle bu önemli bulgu matematiksel açıdan tesadüfi değildir.

AY'IN GİZEMLİ ARKA YÜZÜ

Kuran'da yan yana geçen kelimelerin mucizevi bağlantıları olduğundan bahsetmiştik. Örneğin Kuran'da "Balık" kelimesinin sık sık geçtiği ayetlerde "Unutmak" kelimesi de sık geçiyor. Bugün modern bilim sayesinde Balıktaki Omega-3 yani balık yağının hafızaya iyi geldiği ve unutmayı önlediği ortaya çıkmıştır. Aynı şekilde "Işık" ve "Ses" gibi kelimelerin sık geçtiği ayetlerde "Dalga" kelimesi de sık geçmektedir. Bilim adamları ışık ve sesin dalga yapısını yakın dönemde keşfetmiştir.

 Kuran'da Ay'dan bahseden ilk ayet Bakara 189.ayettir ve aynı ayette ilgisi olmadığı halde "Arkası" kelimesi de geçiyor. Çok ilginçtir ki Dünya'dan bakınca Ay'ın hep ön yüzü görünür arkası görünmez. Bilim dünyası Ay'ı ancak 1609 yılında detaylı inceleme imkanı bulmuştur ve 1959 yılında ilk defa Ay'ın arka yüzü fotoğraflanmıştır. Yani tüm bu gelişmelerden en az 1000 yıl önce Kuran'da Ay'ın görünmeyen arka yüzüne gizlice işaret ediliyor olabilir. Tüm Kuran'da Ay'dan bahseden ilk ayet olan bu ayette hilallerden yani Ay'ın evrelerinden bahsediliyor.


KUDÜS VE ORTADOĞU

Kudüs kelimesi Kaf-Dal-Sin harfleriyle gösterilir. "Ruhul Kudüs" ifadesi dışında Kuran'da bu harfler (KAF-DAL-SİN) nadiren yan yana geliyor. Yusuf suresinde ise 12:77 numaralı ayette sadece 1 defa geçiyor. Hicri 1277 miladi 1860 yılıdır ve yeni Kudüs şehri (surların dışı) tam bu yılda ortaya çıkmıştır.


Surların dışında yani Yeni Kudüste ilk yahudi mahallesinin kurulduğu yıl 1860 yılıdır (Hicri 1277) Bu yıldan itibaren Filistin'e giden göçmen sayısında artış başladı.

 Bu tarihi olay ortadoğunun ve dünya siyasetinin geleceği açısından çok önemli bir gelişmedir. Maalesef bugün hala Filistin ve Kudüs konusundaki anlaşmazlıklar yüzünden kan dökülmektedir. 1860 yılına Yusuf suresinde işaret edilmesi çok anlamlıdır çünkü bu surede Hz.Yakup ve oğullarından bahsediliyor. Hz.Yakup'un diğer ismi İsrail'dir ve Kenan diyarı yani Kudüs'ün olduğu coğrafyada yaşamıştır ve daha sonra göç etmişlerdir. Yusuf suresinde yüzden fazla ayet var ve Kaf-Dal-Sin harfleri sadece 12:77 numaralı ayette yan yana geliyor.


ARI VE GENETİK YAPISI

1400 yıl önce genlerin ve kromozomların bilinmediği bir çağda Kur'an önemli bir mesaj daha veriyordu. Kur'an-ı Kerim'de "Nahl" (Arı) isimli bir sure yer almaktadır ve bu sure tam 16. suredir. Aynı şekilde arı da 16 kromozomlu bir canlıdır.

Hayvanların dişisinde ve erkeğinde eşit sayıda kromozom bulunmaktadır. Fakat arının durumu, diğerlerinden farklıdır. Çünkü erkek arı 16 tek kromozoma, dişi arı ise 16 çift kromozoma sahiptir.
İşte arı, bu açıdan farklıdır. Ve bu farklılığa Kur'an-ı Kerim de işaret etmektedir.


Canlıların genetik şifresi olan DNA, kromozomlar üzerinde yer almaktadır. Örneğin Dünya'nın dört bir yanındaki bal arılarının kromozom sayısı aynıdır ve değişmez.

Başka bir örnek daha; EQUUS ASINUS:Eşek.
..
Kur'an-ı Kerim'in birkaç bölümünde 'eşek' kelimesi geçmektedir, fakat Lokman (31.sure) ve Cuma (62. sure) surelerinde bahsedilen tek hayvan 'eşek'tir. Aynı şekilde 'eşek' türünde toplam 31 çift, yani açılım olarak 62 adet kromozom bulunmaktadır. Bu surelerin numaraları da 31 ve 62'dir.

'Eşek' kelimesi başka birkaç surede daha geçmektedir ancak bu surelerde Aslan, At gibi diğer hayvanlardan da bahsediliyor, fakat 31. ve 62. surelerde 'eşek'ten başka hiçbir hayvandan bahsedilmiyor...

VENÜS VE MARS'IN DÖNÜŞ SÜRELERİ

Sıralama bakımından Dünya'ya en yakın olan bu iki gezegenin isimlerine ve kendi çevrelerindeki dönüş sürelerine modern astronomiden yüzyıllar önce Kur'an işaret ediyordu. Halbuki bu gezegenlerin kendi çevrelerindeki dönüş süreleri astronomlar tarafından Kuran'dan yüzyıllar sonra keşfedildi. Mars ve Venüs isimlerinin Kuran'da gizli bir şekilde yer alması da mucize niteliğindedir çünkü Mars ve Venüs isimleri bugün modern Astronomide kullanılan genel isimlerdir halbuki Arapça'da Merih ve Zuhra olarak geçmekteydi. Aynı şekilde Kur'an'ın indirildiği dönemde de farklı toplumlar bu gezegenler için farklı isimler kullanmaktaydı.

Venüs kelimesini oluşturan harfler Kuran'da ilk olarak Enfal suresinin 72.ayetinde yan yana gelmektedir. Bir sonraki Venüs harfleri ise Hud suresinin 3. ayetinde yan yana gelmektedir. (Arapça'da Vav-Elif-Nun-Elif-Sin) Bu iki yerin arasında toplam 243 ayet geçmektedir. Aynen burada olduğu gibi Uzay'da Venüs'ün kendi çevresindeki dolanım süresi de tam 243 gün sürer. Yani 243 gün bitince dönüşünü tekrarlar. Kuran da 243 ayet geçince Venüs kelimesini oluşturan harfler tekrarlanıyor.

Aynı bulgu Mars için de geçerli. Mars kelimesini oluşturan harfler Kuran'da ilk olarak Müminun suresinin 44.ayetinde yan yana gelmektedir. Bir sonraki Mars harfleri ise yine Müminun suresinin 45.ayetinde yan yana gelmektedir. (Arapça'da Mim-Elif-Ra-Sin) Yani hemen 1 ayet sonra tekrar geçmektedir. Aynı şekilde Mars'ın kendi çevresindeki dolanım süresi de sadece 1 gün sürer. Mars 1 günden sonra dönüşünü tekrarlar aynen Kuran'da 1 ayet sonra tekrarlandığı gibi...

Dünya'ya komşu olan iki gezegen Venüs ve Mars dışında diğer gezegenler hakkında da Kuran'da mucizevi bilgiler olduğunu ve bunların zamanla ortaya çıkacağını düşünüyoruz.


DENİZ - KARA ORANI

Kur'an-ı Kerim'de geçen "Deniz" ve "Kara" kelimelerinin sayıca birbirlerine oranı, bugün modern bilimdeki oranla birebir aynıdır. Halbuki o yıllarda henüz kıtalar keşfedilmemişti ve kara-deniz oranının bilimsel olarak tespit edilmesi mümkün değildi. Örneğin Amerika gibi büyük bir kara parçasının varlığı Kuran'dan yüzyıllar sonra 15. yüzyılda keşfedilmiştir.

Kur'an'da toplam 13 defa "Kara (berr, yabas)" ifadesi geçmektedir. "Deniz (bahr)" kelimesi ise 32 defa geçmektedir. Yani deniz oranı 32/45, kara oranı ise 13/45 olarak verilmektedir. Yüzdelere çevirdiğimizde deniz oranı yüzde 71, kara oranı ise yüzde 29 çıkmaktadır. Modern bilimin bulgularına göre de denizler Dünya'nın yüzde 71'ini, karalar ise yüzde 29'unu kaplamaktadır. Günümüzde bilimadamları bu tür ince hesaplamaları uydu fotoğrafları ve bilgisayarlar ile yapabilmektedir.

KURAN'DA ATOMLAR

Kuran-ı Kerim'de yer alan element isimli "Hadid (Demir)" suresinde, Radon, Potasyum, Zirkonyum ve Titanyum gibi diğer elementlere de atom numaralarıyla ve ağırlıklarıyla birlikte işaret edilmektedir. Halbuki o yıllarda elementler ve atom numaraları henüz keşfedilmemişti. İşte bu yüzden Kuran çok büyük bir mucize daha sergilemektedir.

Örneğin element isimli bu suredeki Arapça harfleri saydığımızda ilk RN harflerine kadar 86 harf geçmektedir.Aynı şekilde bilimsel olarak "Rn(Radon)" elementinin atom numarasıda 86'dır.



SİRİUS YILDIZI VE 49 SAYISI
"Doğrusu Şi'ra (Sirius) yıldızının Rabbi O'dur." (Necm suresi, 49)

Arapça karşılığı Şi'ra olan Sirius yıldızının Kuran'da sadece 49. ayette geçmesi,gerçekten ilgi çekici bir durumdur. Çünkü bilimadamları Sirius yıldızının hareketlerindeki düzensizliklerden yola çıkarak onun bir çift yıldız olduğunu keşfetti ve gözle görülemeyen diğer yıldıza Sirius B ismini verdi.Teleskopsuz görülemeyen Sirius B yıldızının, Sirius A etrafındaki dolanım süresinin de 49 yıl olduğunu tespit etti.

0 Responses

Yorum Gönder

  • Ziyaretçi Sayısı

    Çeviri

    Google+